Dünyevileşme Hastalığı

7.2.2017 21:19:19 BilgeDede
Dünyevileşme Hastalığı" title=  

Konumuz müminler olduğu için  mümin açısından dünyevileşmeyi tarif etmek durumundayız. 

 

DÜNYEVİLEŞME kısaca,  Allah yokmuş gibi yaşamak ve Allah yokmuş gibi konuşmaktır..

 

Yaşadığımız çağda genelde bütün insanlığın, özelde ise Müslümanların en büyük sorunlarından biri hatta başta geleni, dünyaya meyletmek ve Dünyevî kazanımları nihai hedef olarak görmektir. Her şeyin sadece bu dünyadan ibaret olduğunu sanmak, lisanen bunu ikrar etmese de, yaşantı olarak öyleymiş gibi yaşamak, emanetçilik anlayışından sahiplenmeye geçmek, hiçbir zaman asli sahibi olamayacaklarına, ebediyen kendisininmiş gibi sarılmak, insanoğlunun bütün çağlar boyu yapa geldiği en büyük hata olmuştur.

 

Bu manada;

 Âhirete iman ettikleri hâlde ;

1-Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya sarılan, 
2-Ölüm ve ötesini sürekli öteleyen,
3-Ahirete yönelik gerekli yatırımı ihmal eden,
5-Ahirete dair bir PLANI olmayan(planı hep   dünyaya göre yapan)     kişi dünyevileşme hastalığına yakalanmış   demektir. 

 

DİKKAT! Dünya nimetlerinden faydalanmak, zengin olmak dünyevileşmek değildir. 
Yeter ki insan malını kontrol etsin. Malın mahkumu-esiri olmasın.
Yeter ki malını Allah’ın rızasına uygun bir şekilde kullanabilsin... 
Yoksa malın kendisi şer değil, malın haramdan elde ediliş biçimi şerdir.

 

Bu hastalık insan da seçmez. Herkese bulaşabilir.Dikkatli olmak lazım.
Bu hastalık; öncelikle yaptığı güzel amellerin karşılığını “hemen” görme, dünyada iken görme arzusunun şiddetli olmasından kaynaklanır. 
Allah,  bizdeki bu şiddetli arzuyu görünce dünyayı önümüze açabilir.

ZATEN DÜNYA BİR SINAV SALONUDUR..

 

 İşte o zaman imtihanın en çetini başlar. Nefsimiz gördüğü karşılıkla yetinmek ve mutlu olmak ister. Ahiretteki mutluluğu unutur.

 

Dünyevileşmenin bir diğer belirtisi de; 

Dini bütün faaliyetlerin MÜSPET MANADA ilerleyeceğine  olan inanç ve güvenin zayıflamasıdır

Şeytan hep şöyle seslenir: Küresel kültür her yeri aldı götürdü, herkesin evinde uydu anteni var. Hayır da var ama, şer her yeri kapladı. Böyle bir ortamda  Allah’ı anlatmak din eğitimi veren kurum açmak ve yürütmek, bunlar zor şeyler.

Bütün bunlar gösteriyor ki, bu düşünceye sahip olanlar  dünyevileşme hastalığına yakalanmıştır.

Dünyevileşmenin bir diğer belirtisi de

 

Devamlı takdir edilme arzusunu içimizde taşımamızdır. Nefis devamlı takdir edilmek ister, halbuki takdir edilme de dünyevi bir karşılıktır.

Halbuki önemli olan Allah’ın takdir etmesi değil midir?
Allah ne der diye düşünmez de insanlar ne der diye kaygılanır..

 

AHİRETİ NELER UNUTTURUYOR?

“Ey İnananlar! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.   

“Nice yiğitler vardır ki, onları ne ticaret ne bir (başka) kazanç kapısı Allah'ı anmaktan, namazı hakkını vererek eda etmekten ve arınmak için verilmesi gerekeni vermekten alıkoyabilir; onlar kalplerin ve gözlerin dehşetle döndüğü günden korkarlar.”      

 

 Nur24/37

 

SONUÇ

“Dünya derin bir denizdir. Çok kimse burada boğulmuştur. Bu deryada boğulmaktan kurtulmak için gemin takvâ, yatağın iman, yelkenin Allah’a tevekkül olsun ki, batmaktan kurtulabilesin. Yoksa kurtuluş zordur.”

“Ey insan! Dünyaya kalıbınla sahip ol; fakat kalbini ve himmetini ondan ayır.” (Abdullah bin Ömer)

“Akıllı insan, kendini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışandır.”

Bu bulaşıcı ve müzmin hastalığın doğru tedavisi, dünyayı reddetmek ve terk etmek değildir. İmtihan alanımızı terk etme hakkına sahip değiliz. Dünyaya mahkûm olma yerine ona hâkim olup, Allah’ın rızâsına ve âhiret saâdetine engel olan basitliklerini küçümsemekle olur. Küfür, yeryüzüne hâkim olarak saltanatını gerçekleştirirken, bizim yeryüzüne hâkim olmaktan ve arzın halifesi konumumuzdan yüz çevirmemiz, sevap değil günahtır.

Bize düşen, hayatın her safhasında vahiyden ve sünnetten beslenerek her seviyeye hitab eden yeni bir yüz ve söylemle; tekebbür ve istiğnaya karşı tevazu ve haddini bilme, sömürü ve zulme karşı, adalet ve dayanışma, sınırsız büyüme ve sınırsız tüketime (israf) karşı, tutumlu olma ve paylaşım (infak) cinsel aşırılığa ve sapkınlığa karşı, aile ve sadakat, her türlü çözülmeye karşı ahlakın ikamesi vs. Evrensel dinin (İslâm’ın) ölümsüz değerlerini insanlığa sunmamız gerekmektedir.

İki yol var: Biri dünyevîleşme, dünyayı âhirete tercih; ikincisi ise dünyayı ebedî hayatın kapısı yapmak. Bugün yol ayrımındayız: Ya nefsimizin hevâsı veya Rabbimiz. Ya geçici menfaat veya dâvâ. Ya fâni olan, ya bâki olan. Tercih bize kalmış. Tercihini Allah’tan yana yapanlara selâm olsun!

“Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve Katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.” (Ali imran 3/8)                                                                            

 

 

 

 






SOSYAL MEDYA
12.000
Beğeni
12.000
Beğeni
12.000
Beğeni
12.000
Beğeni
12.000
Beğeni
12.000
Beğeni
Bilge Dede'de Yazar olabilirsiniz.

Yazar Girişi
Yazar Ol

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır